| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Para Kredi

Yazılar arşiv 09.2007 Other entries in 2007-09 resimler , videolar

Türkiye harcamalarını kısmadı!

tr
Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya'da (A-OA) birbirine benzer ekonomilere sahip olan ülkelerin son yıllardaki performanslarını değerlendirmeye aldı.

İnceleme grubunda yer alan Türkiye'nin, "istekli bir şekilde gerçekleştirdiği mali konsolidasyonun temel harcamalarda kesinti yapmaktan çok 'gelir artırıcı önlemlere' dayandığı ifade edildi.

Raporda, "Enerjide gizli maliyetleri düşürmesine karşın sanayi elektrik fiyatları ortalama OECD ülkelerinden yüksek bulunuyor. Bu rekabete ve yüksek hızla büyümeye karşı potansiyel bir engel oluşturuyor, Türkiye eğitime ayırdığı kaynak oranında uluslar arası eğitim sıralamasında üst sıralarda yer alamıyor, su fiyatları işletme bakım maliyetlerini karşılıyor ancak sektörün verimi henüz büyük iç ve dış sermayeyi çekecek denli yüksek değildir" gibi saptamalarda bulunuldu.

Dünya Bankası "Mali Politika ve Ekonomik BüyümeDoğu Avrupa ve Orta Asya'dan Dersler" başlıklı 356 sayfalık bir rapor yayınladı. Rapor Arnavutluk, Ermenistan, Hırvatistan, Gürcistan, Kırgızistan, Polonya, Romanya, Slovak Cumhuriyeti, Türkiye ve Ukrayna gibi Avrupa ve Orta Asya (A-OA) ülkelerinin çeşitli sosyal ve ekonomik sektörlerinde geçen yıllarda meydana gelen değişiklikleri kapsadı. Raporun birçok yerinde Türkiye'ye ilişkin değerlendirmeler yapıldı.

TÜRKİYE HARCAMAYI KISMADI, GELİRİ ARTIRDI

Raporda, A-OA ülkelerinde enflasyonda düşüşü hedefleyen istikrar önlemleri sürecinin her zaman yumuşak geçmediği, mali açığın sadece 90'ların sonunda Türkiye dahil bazı alt bölgelerde sürdürülebilir hale geldiği belirtildi, "Türkiye'nin öyküsü diğerlerinden farklıdır, bu ülke uzun bir süreden bu yana piyasa ekonomisine sahiptir ve A-OA bölgesindeki diğer ülkeler gibi sosyalizmden dönüşüm yaşamamıştır" denildi.

Mali konsolidasyonun belirgin biçimde Bağımsız Devletler Topluluğu ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin önemli bir bölümünde ve Türkiye'de gerçekleştirildiği kaydedilen rapora şöyle devam edildi:

"Türkiye'de 2001 krizinden sonra, 2002'den bu yana GSYİH'nın yüzde 6'sından fazla kamu faiz dışı fazlası oranıyla birlikte kararlı bir mali konsolidasyona gidilmişti. Yine de toplam bütçe açığı, kamunun ödediği faiz dolayısıyla büyük kalmıştır."

Türkiye'nin istekli bir şekilde gerçekleştirdiği mali konsolidasyonun temel harcamalarda kesinti yapmaktan çok "gelir artırıcı önlemlere" dayandığı ifade edilirken, son dönemde kamu harcamalarında önceliklerin yeniden belirlenmesi konusunda adımlar atıldığı kaydedildi.

Mali dengesizlik sonucu olarak kamu borcu/GSYİH oranlarının birçok A-OA ülkesinde 1994-2001 arasında arttığı belirtilen raporda, o dönemden bugüne mali dengelerdeki iyileşmenin kamu borç rasyolarını daha sürdürülebilir düzeylere getirdiği hatırlatıldı, "A-OA ülkelerinin dördü hariç tümünde 2005'te brüt kamu borcu GSYİH'nın yüzde 50'sinin altındaydı. Avrupa'daki orta gelirli ülkeler arasında kamu borç rasyosu en yüksek ülke Türkiye idiBosna Hersek, Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerde resmi GSYİH rakamları geniş anlamıyla değerlendirilir, çünkü bu ülkeler kayıt dışı sektörü tamamen kayda almamışlardır" denildi.

BÜYÜMEK İÇİN VERGİLER DÜŞÜRÜLEBİLİR

Rapora göre, Avrupa ve Orta Asya (A-OA)'daki alt bölgelerin çoğunda toplam gelirlerin yüzde 90 ve 80'i arasındaki bölümleri vergiden oluşuyor. Bu AB-15 ortalamasına yaklaşıyor. Düşük gelirli Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinde vergi dışı gelirler ve bağışlar gelirlerin yüzde 35'ini ve Türkiye'de yaklaşık yüzde 25'ini karşılıyor.

Raporda kişilerin vergi ödeme ve devletin vergi toplama yeteneğine bağlı olan vergi kapasitesi ve bu kapasitenin kullanım derecesini gösteren "vergi gayretinin" (tax efforts) A-OA ülkelerinde Latin Amerika ve Doğu Asya'dan güçlü olduğu belirtildi. Vergi gayretinin yüksek olduğu ülkeler arasında Beyaz Rusya, Bosna Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Moldova, Türkiye ve Özbekistan'ın, düşük olduğu ülkeler arasında ise Ermenistan, Gürcistan ve Tacikistan'ın bulunduğu belirtildi.

1995 yılında bölgede yüksek "vergi gayreti" bulunan ülkelerin genellikle bir iniş trendine girdikleri, Türkiye ve Moldova'nın bunun dışında kaldığı ifade edildi. Türkiye'de vergi gayretinin yükselmekte olduğu belirtilen raporda, bunda mali konsolidasyonu desteklemek için dolaylı vergilerde gerçekleşen artışın etken olduğu anlatıldı.

Türkiye dahil, incelenen bazı ülkelerde güçlü vergi yönetiminin yanı sıra hala büyük vergilendirilmemiş sektörler ve yüksek vergi oranları görüldüğü belirtilirken şöyle denildi:

"Bu ülkeler büyüme oranlarını geliştirmek için vergilerini düşürme ihtiyacı duyabilirler. Avrupa ve Orta Asya ülkeleri son krizden önceki olumlu küresel mali ortamdan en fazla yarar sağlayan ülkeler arasında yer aldılar. Bu ortam 2005'te ülkelerin faiz ödemelerinde GSYİH'larının yüzde 0.8-1.4 oranında tasarruf etmelerini sağladı."

EKONOMİNİN ŞÖHRETİ

Raporda, incelenen Avrupa-Orta Asya ülkelerinde mali dengesizliklerin yüksek büyümeyle karıştığı belirtilirken, "Büyük mali dengesizliklerin krizleri ve büyümede keskin düşüşleri tetiklemesiyle kötü şöhreti bulunan Türkiye ise bunun dışında kaldı" denildi.

TÜRKİYE'DE KAMU YATIRIMLARI İKTİSADİ DEVİRLERİ İZLİYOR

Dünya Bankası raporunda, "Türkiye'nin, zayıf portföy yönetimi ve gerçekçi orta vadeli perspektif eksikliğinden dolayı kamu yatırımlarının yaşanan iktisadi dönemlere göre belirlendiği örnek bir ülke" olduğu ifade edildi. 2000-2004 arasındaki mali ayarlamalarda esas hamlenin altyapı yatırımlarından doğduğu kaydedilen raporda şu değerlendirme yapıldı:

"Toplam kamu yatırımı (yerel yönetimler ve kamunun sahip olduğu girişimler dahil) 2000'de GSMH'nin yüzde 6.8'i iken 2004'te GSMH'nin yüzde 4.2'sine düşmüştür. Yerel yönetimler hariç altyapı yatırımlarına ayrılan yıllık pay 2000'de GSMH'nin yüzde 3'ü iken, 2004'te GSMH'nin 2'sine düşmüştür. Mali düzenlemelerdeki ilerlemeyle birlikte, 2005'teki kamu yatırımları, GSMH'nın yüzde 1'ine yakın artış sağladı. Türkiye ve diğer A-OA ülkelerinde, yıllık yatırım tahsisatlarındaki çalkantılı görünüm, toplam maliyetleri, projelerin ortalama tamamlanma sürelerini artırmış, yürürlüğe girmesini olumsuz yönde etkilemiştir."

ELEKTRİK FİYATLARI REKABETE BÜYÜMEYE ENGEL

Raporda şu saptamalar yer aldı:

"-Kısmen Türkiye hariç, A-OA ülkelerinde, geçiş sürecinin başlangıcında, tüm altyapı kuruluşlarının sahibi ve işleteni, ticari kaygısı ve maliyeti karşılama dürtüsü düşük, kamu sektörü idi.

-Enerji maliyetleri son yıllarda bütün A-OA ülkelerinde tarife ayarlamaları ve kayıp-kaçaklarla mücadelenin iyi yönetilmesiyle düşüş gösterdi. Buna ülkelerin üretimlerindeki artış da katkıda bulundu. 2003'e gelince Ermenistan, Hırvatistan ve Türkiye'de kullanıcı fiyatları orta vadede maliyeti karşılayan bir noktaya yaklaştı, sadece işletme ve bakım maliyetlerini karşılamakla kalmadı, yatırım gereksinimlerine de katkıda bulundu.

-Ermenistan, Türkiye, Polonya ve Hırvatistan'da toplam gizli maliyetler 2003'ten bu yana düşürüldü. Kayda da geçmeyen kayıplar Türkiye, Kızgızistan, Gürcistan, Ermenistan ve Arnavutluk'ta gizli maliyetlerin en büyük payını oluşturuyor. Ancak her bir ülke bu konuda önemli iyileştirmelerde bulundu

-Gizli maliyetlerin azaltılması fiyatlara etki ederek hizmette kaliteyi artırıyor. Bununla birlikte maliyet rekabetçi bir düzeyde olmazsa yüksek fiyatlar rekabeti azaltabiliyor ve büyümeyi engelliyor. Örneğin Türkiye'nin enerjide gizli maliyetleri düşürmesine karşın sanayi elektrik fiyatları ortalama OECD ülkelerinden yüksek bulunuyor. Bu rekabete ve yüksek hızla büyümeye karşı potansiyel bir engel oluşturuyor.

"SU"DA YERLİ YABANCI SERMAYENİN GELECEĞİ ORTAM YOK

Raporda Avrupa ve Orta Asya bölgesinde benzer özellikler gösteren ülkelerin su sektörleri incelenirken suda temel kurumsal sorunun, özellikle atık suyun işlenmesindeki yüksek AB standartlarını karşılamak olduğu belirtildi. Bunun önemli altyapı gerektirdiği kaydedilirken şu değerlendirme yapıldı:

"Romanya ve AB adayı Hırvatistan ve Türkiye'de su fiyatları işletme bakım maliyetlerini karşılamaktadır ancak sektörün verimi henüz büyük iç ve dış sermayeyi çekecek denli yüksek değildir. Sanayi ve ev kullanımına yönelik ortalama tarifeler 2004 itibarıyla incelenen ülkeler arasında en yüksek Hırvatistan'da, sonra Türkiye'de görülüyor. Metropol bölgelerde suyun metrekübünün ortalama 70 sent olduğu Türkiye'de nüfusu 100 binden az kentlerde fiyat daha düşüktür ve maliyetini tamamen karşılayamamaktadır."

TÜRKİYE'Yİ EĞİTİMDE KÖTÜ ÖRNEK GÖSTERDİLER

Ülkelerde eğitimli insan sayısının hızlı büyümeyle birlikte düşünüldüğü belirtilen raporda,

"Eğitime daha fazla kamu harcaması, daima eğitimde daha iyi verim anlamına gelmemektedir. Kişi başına gelirle eğitimde verim arasında olumlu korelasyon olsa bile, Kore Cumhuriyeti, Polonya ve Romanya gibi ülkeler, kişi başına gelir düzeylerine oranla daha iyi bir eğitim çıktısı sağlamışlardır. Yani kişi başına gelirleri, eğitim düzeylerine göre daha düşüktür. Yüksek büyüme hızı karşılaştırmalarında, ortalamanın üzerinde okula devam ve GSYİH içinde eğitime yönelik kamu harcamalarının durumu ele alınır. Birçok durumda eğitimde kamu harcamaları oldukça başarılı sonuçlar alınmasına yol açmaktadır. Eğitimde dikkati çeker ölçüde kötü sonuçlar elde eden Türkiye bu model içinde dikkate değer bir istisnadır" denildi.

Büyümenin ilk ve orta öğretime kaydolan kişi sayısının fazlalığına bağlı olduğu görüşlerine değinilen raporda, "Genel olarak A-OA ülkeleri evrensel ilköğretim oranlarına yakın bir noktadadırlar. Sadece Hırvatistan, Türkiye ve Ukrayna'da net ilköğretim kayıt oranları yüzde 90'ın altındadır. Orta öğretim oranları bunun biraz altında ancak yine yüksektir, lise sonrası öğrenime kayıt ise daha büyük bir çeşitlilik sergilemektedir" denildi.
Büyüme ve eğitimli vatandaş ilişkisini daha ayrıntılı açıklamak için 25 yaş ve üzeri insanların eğitim yılları ve kişi başına düşen GSYİH karşılaştırılırken, vatandaşlarının eğitim aldıkları yıl sayısı itibarıyla, Romanya'nın beklenenden daha düşük bir kişi başına GSYİH, Türkiye'nin beklenenden daha yüksek bir kişi başına GSYİH'ye sahip olduğu örneği verildi.

Rapora göre işgücünün kalitesiyle ekonomik büyüme arasında güçlü bir ilişki bulunuyor, işgücü kalitesiyle ülkelerin okullaşmaya ayırdıkları kaynaklar arasında bir bağ bulunması ise gerekmiyor. Raporda ekonomist Crouch ve Fasih'in araştırması üzerine hazırlanan bir dağılım grafiği de yer aldı. Türkiye GSYİH'dan eğitime harcadığı kaynağa göre ulaştığı eğitim düzeyi açısından Şili ve Uganda'yla birlikte, diğer "Avrupa-Orta Asya" ve benzer ülkelerle kendisini ayıran eksenin altında bulunuyor. Yani Türkiye eğitime ayırdığı kaynak oranında uluslar arası eğitim sıralamasında üst sıralarda yer alamıyor.

EMEKLİLİK GRAFİĞİNİ DİKKATE ALMAYIN

Raporda "yaşlı" ülkelerin emeklilik sistemi için daha fazla para ayırma eğiliminde olduğu, Türkiye gibi genç nüfusa sahip ülkeler ise emeklilik sistemine Ermenistan ve Gürcistan gibi yaşlı nüfusa sahip ülkelerden daha fazla para harcadığı belirtildi. Türkiye'de anormal bir düşük emeklilik yaşı bulunduğu belirtilirken bunun aktif katılım sağlayan çalışma çağındaki bireylerin azalmasını getirdiği bildirildi.

Türkiye'de uzun vadede emeklilik sistemindeki açığın devam etmesinin beklendiği, temel sorunun 1991'de asgari emeklilik yaşının terk edilmesi olduğu, insanların 35 gibi genç bir yaşta emekli olabilmelerinin getirildiği, son olarak emeklilik yaşını 65'e yükselten yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı ilan edildiği anlatıldı. Raporda, Türkiye'nin emeklilik sistemiyle ilgili bir grafik yer aldı, grafik konusunda, "Konunun nasıl çözüleceği belirsiz olduğu için ilgili grafikte yeni veriler bulunmamaktadır" hatırlatması yapıldı.

TÜRKİYE'NİN YERALDIĞI DİĞER DEĞERLENDİRMELER

Dünya Bankası raporunda Türkiye'yle ilgili yapılan değerlendirmelerin bir bölümü de şöyle:

İstihdam vergileri: A-OA ülkelerinde istihdam vergileri yüksektir, ortalamada toplam işgücü maliyetinin yüzde 40'ını kapsamaktadır. Eğer bir işçi 100 dolar karşılığı net ücret alıyorsa işverene maliyeti 167 dolar olmaktadır. Ülke grupları arasında ise vergi takozu (bir çalışan başına devlete ödenen vergi ile sosyal güvenlik kesintisinin toplamı) oranları düşük gelirli Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerindeki yüzde 33'ten, AB-11 ve Türkiye'deki yüzde 43'e kadar çeşitlilik gösteriyor. A-OA ülkeleri için literatür kısıtlı olmasıyla birlikte Türkiye üzerine Dünya Bankası tarafından yapılan bir araştırma (Betcherman ve Pages 2007) istihdam vergisi kesintilerinin kayıtlı istihdam üzerine büyük bir etkisi olmayacağı sonucuna ulaşmıştır.

Sağlık: Türkiye ve Hırvatistan gibi bazı A-OA ülkeleri makroekonomik açıdan sağlığa kendi gelir düzeylerine göre biraz daha fazla harcama yapıyorlar.

Demiryolları: Demiryolu trafik yoğunluğunun az ancak yolcu trafiğinin yüksek olduğu Türkiye, Hırvatistan ve Romanya gibi ülkelerde demiryolları mali güçlüklerle karşı karşıyadır. Göstergeler Arnavutluk, Hırvatistan ve Türkiye'de aşırı mali sıkıntıya işaret etmektedir. Demiryollarının büyüklüğüne, altyapısına yönelik reform önlemleri ve işgücünün artırılması trafik yoğunluğunun azaltılması, işletme maliyetlerinin artışı ve demiryollarının mali sağlığa kavuşmasına ayak uydurmamaktadır.

Türkiye ve Hırvatistan demiryollarının yeniden yapılandırılmasına ve çağdaşlaştırılmasına başlamıştır. Demiryollarına kamu desteği, incelenen ülkeler arasında en yüksek, kilometre başına 200 bin dolarla Hırvatistan'da ve 172 bin dolarla Türkiye'dedir. Bu ülkelerdeki sübvansiyon, reformlar için yüksek bir borç alma ve ödeme servisinin gerekliliğini yansıtmaktadır. Polonya ve Slovak Cumhuriyeti'nde 1000 kişiye 8 ve 7 kilometre demiryolu düşerken Gürcistan ve Türkiye'de ise 1000 kişiye 2 km demiryolu düşmektedir.

1 liralık yatırım 7 liralık kazanç getiriyor

1ytl
Okul öncesi eğitime yapılan 1 liralık yatırım 7 lira olarak geri dönüyor. Aynı yatırım bir hayvancılık projesinde 1.62, bir çimento fabrikasında 2.27 oranında geri dönüyor..
Okul öncesi eğitime yapılan her yatırım ülke ekonomisine kazanç olarak geri dönüyor. Erken çocukluk eğitimi sadece çocuğun sağlıklı ve başarılı bir yetişkin olmasına katkı sağlamıyor, orta ve uzun vadede tüm toplumu etkileyen sosyal ve ekonomik kazançlar da getiriyor. Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Kaytaz'ın yaptığı araştırma da erken çocukluk dönemine yapılan 1 birimlik yatırımın orta ve uzun vadede yaklaşık 6-7 birim kazanç olarak topluma geri döndüğünü gösteriyor. Buna karşılık Dünya Bankası'nın projeleri arasında yer alan bu kazanç, çimento fabrikasında 2.27, hayvancılık ve tarımı geliştirme projesinde 1.62. sulama sistemlerini iyileştirme projesinde 1.48.

'ÇOK KÂRLI BİR YATIRIM'
Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) için "Türkiye'de Okul Öncesi Eğitimin Fayda- Maliyet Analizi" başlıklı rapor hazırlayan Kaytaz, yaptıkları çalışmanın okul öncesi eğitimin en kârlı yatırım olduğunu gösterdiğini anlatıyor. Fayda-maliyet analizinin "yüksek okullaşma-eğitim" ile "artan üretkenlik-kazanma" arasındaki ilişki üzerine kurulduğunu söyleyen Kaytaz, "Erken çocukluk eğitimi alanlarda sınıf tekrarı oranı düşüyor, üniversiteye gidiyor, yüksek maaşlı iş buluyor, ödedikleri vergi dilimi artıyor. İşte tüm bunları hesapladığımızda ortaya 1'e 7 kâr getiren bir yatırım ortaya çıkıyor" diyor. Fayda- maliyet analizlerine ilişkin olarak yapılmış bir başka çalışmanın da Perry Okul Öncesi Projesi (Schweinhart, Barnes ve Weikart) olduğuna değinen Kaytaz, "Bir grup çocuğun 27 yaşına gelene dek kişisel ve toplumsal gelişimi ile aileleri ve toplumla olan etkileşimleri izlenmiş. Fayda- maliyet oranının tahmini değeri yatırılan her 1 dolara karşı alınan 7 dolardır. Bu da çok kârlı bir yatırım olduğunu göstermektedir" diye konuşuyor.

ÇİMENTODAN DAHA KAZANÇLI
Yapılan yatırımların kârlı olduğunu belirten Kaytaz şunları söylüyor: "Buna göre fayda maliyet oranında sulama sistemleri iyileştirme projesinin faydası 1.48, hayvancılığı geliştirme projesinin faydası 1.62, pamuk işleme ve pazarlama projesinin faydası 1.80, çimento fabrikasının maliyetine faydası ise 2.27 oranında. Yani en faydalı yatırım erken çocukluk dönemine yapılan yatırımdır. Dünya Bankası da bu örnekleri vererek, erken çocukluk eğitiminin desteklenmesi gerektiğini savunmakta." Türkiye'de kurumsal modeli temel alarak yaptıkları araştırmada birden fazla senaryo kullandıklarını anlatan Kaytaz, maliyetler içinde, tesis, yatırım maliyetleri, ekipman ve tamiratlar ile cari giderlerin hesaplandığını, tesislere 30 yıl ömür biçildiğini ve yüzde 6 iskonto uyguladıklarını söylüyor: "Fayda tahminlerinde önemli varsayım eğitim alma süresinin uzaması ile birlikte elde edilecek olan ücretin daha yüksek olacağı ilişkisidir. Çünkü daha fazla eğitim genelde daha yüksek gelir anlamına gelir. Fayda-maliyet oranlarının hesaplanmasında faydalar özel sektörde ücretli çalışanların yaşam boyu üretkenliği bağlamında erken çocukluk eğitimi programlarından elde edilen faydalar, maliyetler ise kamunun üstlendiği okul öncesi eğitim masrafları ile öğrencilerin bir üst düzey eğitime devam etmeleri sonucu kazanmadıkları gelirlerdir. İki farklı senaryo için modelleme yapıldı. Birinci senaryoda bin çocuğun bir yıl boyunca ana okuluna gideceği varsayıldı. Bu çocukların 950'si ilk öğretimi tamamlamakta, 670'i liseyi bitirmekte, 240'ı ise yüksek öğrenime giderek mezun olmakta. İkinci senaryoda ise sadece yüksek öğrenime giderek mezun olanların sayısı 250 olarak varsayıldı. Bu varsayımlara bağlı olarak Türkiye'deki erken çocukluk eğitiminin fayda-maliyet oranı birinci senaryoda 4.35, ikinci senaryoda 6.31 olarak hesaplandı." Aynı analiz, kurum temelli modelin dışında ev temelli bir modeli öngören anne ve çocukların eğitimi esasına dayanan Anne-Çocuk Eğitim Programı (AÇEP) için yapıldığı takdirde ise fayda-maliyet oranı daha da yükseliyor. Buna göre AÇEP için fayda maliyet oranı birinci senaryoda 5.91, ikinci senaryoda 8.14 oluyor.

Bankaların internet adresleri

ABN AMRO Bank N.V.. http://www.wholesale.abnamro.com
Akbank T.A.Ş.. http://www.akbank.com
Alternatif Bank A.Ş.. http://www.abank.com.tr
Anadolubank A.Ş.. http://www.anadolubank.com.tr
Arap Türk Bankası A.Ş.. http://www.arabturkbank.com
Banca di Roma S.P.A.. http://www.bancaroma.it
Bank Mellat. http://www.mellatbank.com
BankPozitif Kredi ve Kalkınma Bankası A.Ş.. http://www.bankpozitif.com.tr
Birleşik Fon Bankası A.Ş.. http://www.fonbank.com.tr
Calyon Bank Türk A.Ş.. http://www.calyon.com.tr
Citibank A.Ş.. http://www.citibank.com.tr
Çalık Yatırım Bankası A.Ş.. http://www.calikbank.com.tr
Denizbank A.Ş.. http://www.denizbank.com
Deutsche Bank A.Ş.. http://www.deutschebank.com.tr
Diler Yatırım Bankası A.Ş.. http://www.dilerbank.com.tr
Finans Bank A.Ş.. http://www.finansbank.com.tr
Fortis Bank A.Ş.. http://www.fortis.com.tr
GSD Yatırım Bankası A.Ş.. http://www.gsdbank.com.tr
Habib Bank Limited. http://www.habibbank.com.tr
HSBC Bank A.Ş.. http://www.hsbc.com.tr
İller Bankası. http://www.ilbank.gov.tr
İMKB Takas ve Saklama Bankası A.Ş.. http://www.takasbank.com.tr
JPMorgan Chase Bank N.A.. http://www.jpmorganchase.com
Merrill Lynch Yatırım Bank A.Ş.. http://www.ml.com.tr
Millennium Bank A.Ş.. http://www.millenniumbank.com.tr
Nurol Yatırım Bankası A.Ş.. http://www.nurolbank.com.tr
Oyak Bank A.Ş.. http://www.oyakbank.com.tr
Société Générale (SA). http://www.sgcib.com
Şekerbank T.A.Ş.. http://www.sekerbank.com.tr
Taib Yatırım Bank A.Ş.. http://www.yatirimbank.com.tr
Tekfenbank A.Ş.. http://www.tekfenbank.com
Tekstil Bankası A.Ş.. http://www.tekstilbank.com.tr
Turkish Bank A.Ş.. http://www.turkishbank.com
Turkland Bank A.Ş.. http://www.tbank.com.tr
Türk Ekonomi Bankası A.Ş.. http://www.teb.com.tr
Türk Eximbank. http://www.eximbank.gov.tr
Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası A.Ş.. http://www.ziraatbank.com.tr
Türkiye Garanti Bankası A.Ş.. http://www.garanti.com.tr
Türkiye Halk Bankası A.Ş.. http://www.halkbank.com.tr
Türkiye İş Bankası A.Ş.. http://www.isbank.com.tr
Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş.. http://www.tkb.com.tr
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş.. http://www.tskb.com.tr
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.. http://www.vakifbank.com.tr
WestLB AG. http://www.westlb.com.tr
Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.. http://www.yapikredi.com.tr

Kredi kartınızın güvenliği için ne yapmanız gerekir.

Kredi Kartınızın Güvenliği
  • Harcama yapacağınız işyerleri dışında kart numaranızı ve geçerlilik tarihini üçüncü şahıslara vermeyiniz.
  • Yaptığınız harcamalara ilişkin satış belgesi kopyalarını, hesap özetinizde söz konusu harcamaları görene kadar saklayınız. Hesap özetinizi kontrol ettikten sonra satış belgesi kopyalarınızı imha edebilirsiniz.
  • Kredi kartı numaranızı ve kartınıza ilişkin bilgileri içeren hesap özeti, satış belgesi gibi dokümanları imha edene kadar kimsenin ulaşamayacağı bir yerde saklayınız.
  • Kredi kartınızı başkalarının kart üzerindeki bilgileri okuyabileceği ortamlarda açıkta bırakmayınız.
  • Kredi kartınızı kullanması için asla başkalarına vermeyiniz.
  • Harcama yaptığınız işyerlerinden ayrılmadan önce kartınızı geri alıp almadığınızı kontrol ediniz.
  • Kredi kartınızı taşıdığınız cüzdan ya da çantanızı sık sık kontrol ederek kredi kartınızın yanınızda olduğundan emin olun.
  • Kartınızın kayıp olduğunu ya da çalındığını fark ettiğiniz anda hiç vakit kaybetmeden öncelikle 444 02 02 numaralı telefondan Çağrı Merkezimize ulaşarak durumu bildiriniz ve kartınızı kullanıma kapattırınız. Böylelikle kartınızı ele geçiren şahısların kullanmasını önleyebilirsiniz. Daha sonra çalıntı durumlarında polis zabtı tutturmak için karakola başvurabilirsiniz.
  • Kredi kartı şifrenizi İş Bankası personeli dahil kimseye söylemeyiniz ve hiçbir yere yazmayınız. Bankamız personeli işlemlerinizin hiçbir aşamasında sizden şifre bilginizi istememektedir.
  • Bankamatiklerimizde işlem yaparken hiçbir şekilde yabancılardan yardım kabul etmeyiniz. Herhangi bir sorunla karşılaştığınızda lütfen 444 02 02 numaralı telefondan Çağrı Merkezimizi arayınız. Çağrı Merkezi'nden hızlı bir şekilde hizmet alabilmek için müşteri numaranızı ve interaktif telefon şifrenizi tuşlayınız.
  • Kartınız Bankamatik'te sıkışırsa şifrenizi tekrar girmeyiniz. En yakın şubemize başvurarak ya da 444 02 02 numaralı telefondan Çağrı Merkezimiz'i arayarak bilgi veriniz ve gerekirse kartınızı kullanıma kapattırınız.
  • Kart şifrelerinizi doğum tarihi, işyerinizdeki dahili telefon numaranız gibi başkaları tarafından kolaylıkla bilinebilecek rakamlardan oluşturmayınız. Eğer şu anki şifreniz bu şekilde ise hemen en yakın Bankamatikten şifrenizi değiştirmenizi öneririz.

İş bankasından Maxsimum kredi kartı

  • Maximum kredi kartınızı kullanarak;
    • Yurtiçinde ve yurtdışında Visa International ve Mastercard International üyesi tüm kuruluşlarda alışveriş yapabilirsiniz.
    • Yurtiçinde 2.800'ü aşkın Bankamatik'ten ve şubelerimizden; nakit ödeme uygulamasına katılan diğer bankaların şubelerinden ve ATM'lerinden; yurtdışında yetkili tüm şubeler ve ATM'lerden nakit çekebilirsiniz.
    • Kredi kartınıza bağlı hesaba ulaşarak Bankamatik kartınız ile yaptığınız tüm işlemleri yapabilirsiniz.
  • Maximum kredi kartınız varsa;
    • Türkiye genelinde sayıları 150.000'e yaklaşan Maximum üye kuruluşlarından taksitli alışveriş yapabilir, indirimlerden yararlanabilirsiniz.
    • Tüm alışverişlerinizde çok çok Maxipuan kazanır, puanlarınızı Maximum üye kuruluşlarında anında para yerine harcayabilirsiniz.
    • Harcamalarınızla birlikte, günün koşullarına göre belirlenen limitler dahilinde, Alışveriş, Ferdi Kaza ve Kayıp Çalıntı Sigortaları'ndan yararlanırsınız.
    • İstanbul Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali'nde uçağınızın kalkışını " İş Bankası Millenium Lounge" V.I.P. salonunda bekleyebilir, ayrıca rahat ve şık bir ortamda ücretsiz ikramlar ve internet gibi olanaklardan yararlanabilirsiniz. İsterseniz bir misafiriniz ve 12 yaşından küçük çocuklarınız da Millenium Lounge ayrıcalığını yaşayabilir.
    • Kredi kartı borçlarınızı, internet şubemiz, Netmatiklerimiz, Kasamatiklerimiz, Bankamatiklerimiz, 444 02 02, MobilBanka veya şubelerimiz aracılığıyla ödeyebilirsiniz.
    • Hesap kesim tarihi olarak ayın 4'ü ile 28'i arasında istediğiniz bir günü seçebilir ve ödeme tarihinde borcunuzun tamamını veya asgari tutarını ödeyebilirsiniz. Dilerseniz, otomatik ödeme talimatı vererek, borcunuzun son ödeme tarihinde hesabınızdan otomatik olarak çekilmesini sağlayabilirsiniz, üstelik ek hesabınız varsa vadesiz hesabınızda para olmasa bile borcunuz ödenir. Hatta dilerseniz kredi kartı geri ödemelerinizde SOS hizmetimizden yararlanabilir, vadesiz hesabınızda para bulunmasa dahi yatırım hesabınızda bulunan likit fonlarınızın kullanılması suretiyle borcunuzun ödenmesini sağlayabilirsiniz.
  • İsterseniz, yakınlarınız için ek kart başvurusu yaparak onların da Maximum ayrıcalıklardan yararlanmasını sağlayabilirsiniz. Maximum, size ek kartlar için de iki farklı seçenek sunuyor: sizin kartınızla aynı limiti paylaşan ve aynı numaraya sahip bir ek kart olabileceği gibi, sizinkinden farklı bir limiti ve numarası olan bir ek kart da isteyebilirsiniz.

Hükümet programına sert eleştiriler !

60hukCHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 60. Hükümet Programı’nın, bir seçim bildirgesi olduğunu, programda, geçmişte yapılanlara aşırı övgüden, gelecekte yapılacakların büyük ölçüde unutulduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulunda 60. Hükümetin Programı üzerinde CHP grubunun görüşlerini dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu hükümet programının, gelecek 5 yılda nelerin öngörüldüğü, ülkenin nereye taşınmak istendiği, hangi sektörlere ağırlık verileceğinin açıklanmasını beklediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Ama bu bir hükümet programı olmaktan çok, bir seçim bildirgesi oldu. Biz öyle algıladık. Bu programda, geçmişte yapılanlara aşırı övgüden, gelecekte yapılacakların büyük ölçüde unutulduğunu gördük" diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, hükümet programını okurken, "Hükümetimiz, medyanın bağımsızlığına önem vermektedir" dediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Medyaya bu kadar önem veren bir Başbakan, nasıl olurda, bir köşe yazarına, yazısını beğenmedi diye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarmayı önerebilir?" diye sordu. Bir büyük gazetenin genel yayın yönetmeninin, "Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in açıklamalarını manşet yaptık ancak gazeteye müdahale edildi, manşet değiştirildi" şeklinde bir açıklaması olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Medya özgürlüğünden söz eden bir hükümetin, bunları yapmış olması, bunlar açıklandığı halde kamuoyuna karşı sessiz kalınması, bir tutarlılık işareti midir? Biz bunlara inanacak mıyız?" sorularını yöneltti. Kılıçdaroğlu, AB Uyum Raporu’nda, "Gazetecilerin, sendikalaşma ve toplu sözleşme konularında karşılaştıkları zorluklar sürmektedir" ifadesinin yer aldığına dikkati çekerek, medyanın özgür olması için, hiçbir medya patronunun kamu ihalelerine girmemesini, ulusal haber yapan gazetecilere, Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olması zorunluluğu getirilmesini önerdi. Kılıçdaroğlu, böylece gerçek anlamda özgür medyanın olacağını ifade ederek, "Sayın Başbakan, bunların sözünü verecek mi?" dedi.

"5 DOLARLIK TAHSİLAT YAPILDI MI?"

Hükümet programında yer alıp, Erdoğan’ın okumadığı bölümde, "Yargının görevi hukuki denetim yapmaktır. Bunun yerine, yerindelik denetimi yapılması, yargının siyasallaşması anlamına gelir. Yargı görevini yaparken, bağımsız olduğu kadar tarafsız da olmalıdır" ifadelerinin yer aldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan’a soruyorum: Hangi yargı yerindelik denetimini, hangi kararla yaptı, Dubai kuleleriyle mi yoksa Oferle mi ilgili yaptı?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, AB İlerleme Raporunda, "Yargının bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde işlemesine engel olan unsurlar, mevcudiyetini korumaktadır" denildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gönül ister ki Sayın Başbakan şunları söylesin: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) hiçbir bürokrat, siyasetçi girmeyecek, HSYK’nın ayrı sekretaryası ve bütçesi olacak, Adalat Bakanlığı müfettişleri, HSYK’ya bağlanacak. Yargıç kendi özgür güvencesine kavuşmuş olacak. Başbakan bunları söylerse, teşekkür ederiz."

"TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMDEN VERGİ ALINIRKEN..."

Kemal Kılıçdaroğlu, tüyü bitmemiş yetimden vergi alınırken, milyarlarca dolar faiz geliri elde edenlerin neden vergi vermediğini, bunun bir kapitülasyon olup olmadığını sordu.

Hükümet programında, ihracatın 97 milyar dolara çıktığının belirtildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, buna rağmen ithalatla ilgili bilgi verilmediğini öne sürdü.


DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, "Türkiye’nin bütünlüğünü tartışmaya açmadan, üniter devlet yapısı içinde, birlik, beraberlik ve kardeşliği esas alan bir anlayışla çözüm arıyoruz.

Yaşananların herkesin, hepimizin ortak acısı olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz" dedi. Türk, "Sayın Baykal’ın da Sayın Erdoğan’ın da geçmişte adını koydukları Kürt sorunundan söz ediyorum. Genelkurmay aslında askeri olarak yapılacak her şeyin zaten yapıldığını, asıl görevin siyasilerde olduğunu defalarca tekrarladı. Ancak siyaseten gösterilen yetmezlikler ve cesaretten uzak yaklaşımlar nedeniyle maalesef ki bu sorundan kaynaklı acı sonuçlar yüzünden halen yüreklerimiz yanıyor, içimiz acımaya devam ediyor. Yeni hükümet programında bu konuya hiç değinilmemiş, sorunun adını ne koyarsak koyalım sadece güvenlik penceresinden bakılmış olması, partimizin bir grupla Mecliste temsil ediliyor olmasının da yarattığı fırsatın görmezden gelinmesi büyük bir talihsizlik olur." dedi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen 60. Hükümet Programı üzerinde DTP Grubu adına söz alan Türk, 23. Dönem Parlamentosunun barışa, özgürlüklere, demokrasiye ve toplumsal refaha katkı sağlaması temennisinde bulundu.

Düşünce zenginliği yaratılmadan gelişme, değişim ve dönüşümün olmayacağını belirten Türk, "Farklılıkların, çeşitliliğin bir arada yaşayabileceği bir kültürü geliştirmek, sağlıklı bir demokrasi tesis etmenin koşuludur. Karşılıklı sevgi ve saygı içinde hoşgörü, tolerans ve empati duygularımızı geliştirmek zorundayız. Biz buna hazırız" diye konuştu.

Sivil bir Anayasa yapma sözünün tutulmadığını, demokratik hak ve özgürlüklerin sınırının genişletilmediğine dikkati çeken Türk, "60.

Hükümet Programında, AKP’nin 58 ve 59. hükümetlerin programına kıyasla, özellikle demokratikleşme ve sosyal politikalar alanındaki tespit, öngörü ve taahhütlerinden geri dönüş yaptığı görülmektedir. AKP Hükümeti, 60. Hükümet Programında iddia ettiği gibi ülkeyi kalkışa geçirmek yerine; yerinde saydırmaya adaydır. Renksiz, heyecansız, iddiasız, ülkenin temel sorunlarını görmezden gelen bu program ile ülkenin yönetilmesi kabul edilemez" diye konuştu.

"ÖZGÜRLÜKLERE DEĞİNİLME GEREĞİ DUYULMAMIŞ"-

Programda, başta TCK’nın 301. maddesi olmak üzere çeşitli yasalardaki düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen maddelerin değiştirilmesine yönelik somut hiçbir öneri bulunmadığını iddia eden Türk, şöyle devam etti:

"Sorunlarımızı demokratik usuller çerçevesinde konuşarak çözmeyi beceremeyeceksek, farklı düşüncelere tahammülsüzlüğü yasal güvencelere bağlamayacaksak demokrasi adına diğer konuları konuşmanın zaten hiçbir anlamı kalmayacaktır. Hiçbir vatandaşın dini inançlarından ya da felsefik görüşlerinden dolayı ayrımcılığa tabi tutulmadığı, horlanmadığı bir sistemi yaratmaya dönük anlayış, Hükümet Programında somut ifadelerle tarif edilmemiştir. İnançları gereği başörtüsü takan vatandaşlarımızın karşılaştığı insan hakları ihlallerinden tutalım da Alevi yurttaşlarımızın ya da gayrimüslim yurttaşlarımızın inanç özgürlüklerinin nasıl garanti altına alınacağına değinilme gereği dahi duyulmamıştır."

"ADALETE AYRILAN BÜTÇE ARTIRILMALIDIR"

DTP’li Türk, F tipi cezaevleri başta olmak üzere cezaevlerinde tecrit ve izolasyon uygulamalarının halen devam ettiğini ileri sürerek, "Cezaevlerinde isyanların yaşanmıyor olması, sorunların bittiği anlamına gelmez" dedi.

Bağımsız yargı için yeni adliye binalarının gerekliliğine dikkati çeken Türk, araç ve gereçlerin, teknolojik olanakların sağlanmasının yanı sıra bağımsız yargının vazgeçilmez koşulu olan "yargıç teminatını" ve "bağımsızlığını" sağlamanın gerektiğine dikkati çekti.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun demokratik bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Türk, adalete ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini, eksik yargıç ve savcı kadrolarının tamamlanması, ihtiyaca göre yeni personel alınarak adliyelerin iş yükünün azaltılması gerektiğini söyledi.

"HERKESİN BİR ROLÜ VARDIR"-

Ahmet Türk, etnisiteye dayalı siyasetin halklar için getirdiği felaketi çok iyi anladıklarını; Kafkaslar’da, Ortadoğu’da yaşananların kendilerini cesurca düşünmeye sevk ettiğini söyledi.

Türk, şöyle devam etti:

"Irak’ta etnik kökeni aynı olan Sünni ve Şii Araplar arasında yüzyıla yayılan kan davasını, bugün Türkler ve Kürtler arasında etnik milliyetçiliği tahrik ederek, ayrımcılık uygulayarak, provokasyonlar yaratarak, bir çatışmaya dönüştürmek isteyen tehlikeli yaklaşımlar karşısında Meclisimiz tek vücut olmak zorundadır. Bu nedenle Irak’a yönelik dış politikamızda barış dilini geliştirmeliyiz. Ötekileştirici, düşmanlaştırıcı, yabancılaştırıcı tüm söylemler terk edilmeli, siyasetin dili şiddete yol açan ayrımcılıktan ve ırka dayalı milliyetçilikten arındırılmalıdır.

Çağdaş dünyada olduğu gibi çok kültürlü ve çok dilli bir toplumu bir arada tutabilecek yegane güvence anayasal demokratik vatandaşlıktır.

Egemenliği yeniden üreten alt-üst kimlik yaklaşımlarıyla etnik, dilsel ve dinsel vurgularla değil, özgür-eşit vatandaşlıkla tarif edilmiş, kurucu ve düzenleyici rolünün ortak etnik kimliğe değil, farklılıklara verildiği bir anayasanın oluşturulması önemli bir adım olacaktır."

"YAŞANANLAR, HEPİMİZİN ORTAK ACISI..."

Farklılıklar zenginlik olarak kabul edildiğinde, bunun yaşamda karşılığının bulunması gerektiğini, aksi halde demagoji ve yanıltmadan öte bir söylem olmayacağına ifade eden Türk, şöyle konuştu:

"Adını ne koyarsak koyalım, hepimizi ilgilendiren önemli bir sorunumuz var. Sayın Baykal’ın da Sayın Erdoğan’ın da geçmişte adını koydukları Kürt sorunundan söz ediyorum. Genelkurmay aslında askeri olarak yapılacak her şeyin zaten yapıldığını, asıl görevin siyasilerde olduğunu defalarca tekrarladı. Ancak siyaseten gösterilen yetmezlikler ve cesaretten uzak yaklaşımlar nedeniyle maalesef ki bu sorundan kaynaklı acı sonuçlar yüzünden halen yüreklerimiz yanıyor, içimiz acımaya devam ediyor. Yeni hükümet programında bu konuya hiç değinilmemiş, sorunun adını ne koyarsak koyalım sadece güvenlik penceresinden bakılmış olması, partimizin bir grupla Mecliste temsil ediliyor olmasının da yarattığı fırsatın görmezden gelinmesi büyük bir talihsizlik olur.

Türkiye’nin bütünlüğünü tartışmaya açmadan, üniter devlet yapısı içinde, birlik, beraberlik ve kardeşliği esas alan bir anlayışla çözüm arıyoruz.

Yaşananların herkesin, hepimizin ortak acısı olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Ancak Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’dan aldığı emanet oyların ne anlama geldiğini idrak edememiş gibi görünüyor, en azından mevcut Hükümet Programından bu açıkça anlaşılmaktadır."

İşte vergi yüzsüzleri bunlar...

vergiyuzMaliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), 30 Haziran 2007 itibariyle Maliye'ye 750 bin YTL'nin üzerinde birikmiş borcu bulunan vergi yüzsüzleri ile son bir yılda kesinleşen ceza ve gecikme faizleriyle birlikte tarhiyat tutarı bu düzeyi aşan şirketleri açıkladı.

Açıklanan 4 bin 91 vergi yüzsüzü içinde ilk sırada 387.8 milyon YTL ile İmar Bankası Ankara Şubesi yer aldı. Çok sayıdaki İmarbank şubesi ve Uzan grubu hissedarı yüzsüzler listesine damgasını vurdu.

İMAR BANKASI'NI JETPA İZLEDİ

GİB, 30 Haziran 2007 itibariyle ödenmemiş ve toplam miktarları 750 bin ve üzerindeki vergi borçlularını açıkladı. Buna göre, 4 bin 91 gerçek veya tüzel kişiden oluşan listenin ilk sırasında 387 milyon 886 bin YTL ile İmar Bankası Ankara Şubesi yer aldı. Listenin ilk 10 sırasının dokuzunda bulunan borçlar İmar Bankası'ndan kaynaklandı. Listede ikinci ve üçüncü sırasında 321 milyon 253 biner YTL ile İmar Bankası eski Genel Müdürü Hilmi Başaran ve İmar Bankası Mali Kontrol eski Müdürü Yeşim Öztürk bulundu. Bunları İmar Bankası'nın İzmir, Antalya, Bakırköy, İstanbul Merkez ve Adana Şubeleri izledi. Listenin 10. sırasında ise 198 milyon 375 bin YTL ile Jet-pa Holding yeraldı.

İLK 50'NİN 36'SI İMAR

Uludağ Tekstil 138 milyon 925 bin YTL ile 17, Sede Petrol 118 milyon 623 bin YTL ile 21, Muharrem Anul 105 milyon 110 bin YTL ile 25, EZE Zeytincilik 98 milyon 347 bin 28. sıradan listeye girdi. Şişli Belediye eski Başkanı Gülay Aslitürk'ün eşi olduğu dönemde naylon fatura ve benzeri yolsuzluklarla gündeme gelen Orhan Aslıtürk, 91 milyon 627 bin YTL ile listenin 30'uncu sırasında yer aldı. Aslıtürk, 72 milyon 779 bin YTL ile 38. sırada da yer buldu. Listenin 32. sırasında bulunan Kemal Uzan'ın vergi borcu 88 milyon 314 bin YTL olarak belirlendi. Vinsan Veziroğlu da 63 milyon 530 bin YTL'lik borcu ile 43. sırada yeraldı. Listede bulunan ilk 50 vergi borçlusunun 36'sı İmar Bankası'ndan oluştu.

TARHİYATTA PETROL OFİSİ İLK SIRADA

GİB, 1 Haziran 2006 ile 31 Mayıs 2007 tarihleri arasında kesinleşen ve toplam miktarları 750 bin YTL'yi aşan tarhiyatları da açıkladı.

266 kuruluştan oluşan listede ilk sırayı gecikme faizi ile birlikte toplam 272 milyon 678 bin YTL borcu olan Petrol Ofisi aldı.

Şirkette birleşme ile 1 milyar YTL'yi aşkın vergi kaybı yarattığı saptanan ve uzlaşma ile borcu 272 milyon YTL'ye indirilen Petrol Ofisi'ni 157 milyon 777 bin YTL ile ADK Faktoring, 121 milyon 13 bin YTL ile Oyak Bank izledi.

Yapı Kredi 25 milyon 246 bin YTL ile 10, Türk Tuborg 20 milyon 723 bin YTL ile 12, Mercedes-Benz Türk 8,8 milyon YTL ile 22, Finansbank 8,6 milyon YTL ile 24, Garanti Bankası 7,5 milyon YTL ile 25, Vestel 6,6 milyon YTL ile 29, Fortis Bank 5,6 milyon YTL ile 29'uncu sıradan listeye girdi.

10 MİLYAR ALACAĞINI TOPLAYAMAYAN BOTAŞ, VERGİ YÜZSÜZÜ OLDU

Boru Hatlarıyla Petrol Taşıma Anonim Şirketi'nin (BOTAŞ), toplayamadığı alacaklarının tutarı 10.4 milyar YTL'yi aşarken, şirket 47.9 milyon YTL'yi ödeyemediği için vergi yüzsüzleri listesine girdi.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın açıkladığı vergi yüzsüzleri listesine BOTAŞ da girdi. 47 milyon 939 bin YTL'lik borcu nedeniyle listeye 62. sıradan giren BOTAŞ'ın alacakları ise 10 milyar YTL'yi aştı.

Vergi borcu nedeniyle Gelir İdaresi tarafından icraya verilen BOTAŞ'ın 2006 sonu itibariyle alacakları toplamı 10 milyar 464 milyon YTL oldu. BOTAŞ'ın alacaklarının yüzde 84.3'ü, doğalgazdan elektrik üreten, ancak enerji KİT'leri arasında borç sarmalı ve elektriğe zam yapılmadığı için BOTAŞ'a gaz parasını ödemeyen Elektrik Üretim Anonim Şirketi'nden (EÜAŞ) kaynaklanıyor.

En çok kar eden bankalar

Türk bankaları arasında toplam karısını 3 büyük banka paylaşıyor


bankakarTürkiye Bankalar Birliği verilerine göre, 30 Haziran itibariyle bankacılık sektörünün toplam karı 7 milyar 870 milyon YTL oldu. Karın yarısını üç büyük banka paylaştı.

İşte en çok kar eden 10 banka ile en çok zarar eden ilk 5 banka...

GARANTİ İLK SIRADA
Karlılıkta liderliği 1 milyar 502 milyon YTL ile Garanti Bankası aldı.

ZİRAAT İKİNCİ
Garanti’yi 1 milyar 304 milyon YTL'lik karı ile Ziraat Bankası izledi.

AKBANK ÜÇÜNCÜ
Toplam karı 1 milyar 188 milyon YTL olan Akbank listenin 3. sırasında yer aldı.

KARLILIKTA İLK 10

Türkiye İş Bankası 765 milyon YTL'lik karı ile 4. sırada yer aldı.

BEŞİNCİ:
Halk Bankası'nın karı: 535 milyon YTL.

ALTINCI:
Vakıflar Bankası'nın karı: 478 milyon YTL.

YEDİNCİ.
Yapı ve Kredi Bankası'nın karı: 400 milyon YTL.

SEKİZİNCİ:
Finans Bank'ın karı: 359 milyon 163 Bin YTL

DOKUZUNCU:
Türk Eximbank'ın karı: 193 milyon 331 Bin YTL.

ONUNCU:
HSBC Bank'ın karı: 185 Milyon 769 Bin YTL

ZARAR EDEN İLK BEŞ

Altı aylık dönemde 46 bankanın beşi zarar etti. Societe Generale(SA) 6.8 milyon YTL'lik zarar ile listenin ilk sırasında yer aldı.

Merrill Lynch Yatırım Bank'ın zararı: 4.9 milyon YTL.
Millennium Bank'ın zararı: 2.9 milyon YTL
Calyon Bank Türk'ün zararı: 1.8 milyon YTL
Taib Yatırım Bank'ın zararı: 26 bin YTL


Hürriyet

Borsa günü düşüşle kapattı

Borsa günü düşüşle kapattı

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Ulusal 100 Endeksi ikinci seansta 256,62 puan düşerek 49,936,94 puana geriledi.

AA

Hisse senetleri ikinci seansta ortalama yüzde 0,51 değer yitirdi.

İlk seanstaki 5,04 puanlık düşüş dikkate alındığında, Borsa endeksi günün tamamında 261,66 puan geriledi.

Hisse senetlerinin günlük ortalama değer kaybı yüzde 0,52 oldu.