| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Para Kredi

6 "haber" etiketi kullanan gönderi "haber" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

IMF 54 yıl önceki hatıraları tazeledi

1955 yılında Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) yıllık toplantılarının onuncusuna ev sahipliği yapan İstanbul, 54 yıl aradan sonra nostalji yaşayacak. İstanbul, 6-7 Ekim'de gerçekleştirilecek toplantı öncesinde hazırlıklarını sürdürürken, IMF'nin websitesinde Türkiye ile ilgili ilginç anekdotlara yer verildi. Bundan 54 yıl önce İstanbul'da gerçekleştirilen IMF toplantısı ile ilgili fotoğrafları yayınlayan kurum, dönemin IMF Başkanı İsveçli Ivar Rooth ile maliye bakanlarının İstanbul hatırası olarak çekilen fotoğraflarına da yer verdi. Fotoğraf paylaşım sitesi Flickr.com'a konulan siyah beyaz fotoğraflar "Yıllık toplantılar -1955, İstanbul" adı altında toplandı.

imkb 186 ÜLKEDEN KATILIM
186 ülkeden toplam 13 bin katılımcının beklendiği toplantılara ev sahipliği yapacak İstanbul hakkında da geniş bilgilerin yer verildiği web sitesinde krizde toparlanma sürecine yönelik stratejilerin tartışılacağı vurgulandı. "IMF'deki Türkçe sesler" başlığı altında IMF'de çalışan Türk personelleri de tanıtan kurum, bu konuda video görüntülerini de yayınladı. Kurumun çeşitli departmanlarında görev alan Türklerle yapılan röportajlarda IMF'de çalışmaya ne zaman başladıkları, ne tür görevler üstlendikleri hakkında bilgi veriliyor. IMF Survey dergisinde Türkiye'de gerçekleştirilecek yıllık IMF toplantısına ilişkin haberde ise "Dünya ekonomisinin çöküşün eşiğine gelmesinden bir yıl sonra, dünyanın dört bir yanından siyasi liderler ve finans sektörü çalışanları, Ekim ayının başında İstanbul'da düzenlenecek olan IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları ile son bulacak olan bir dizi üst düzey toplantı kapsamında bir araya gelecek. Gündem maddeleri, krize verilen küresel tepkinin değerlendirilmesi ve bir sonraki adımın ne olması gerektiğinin tartışılması olacak" denildi.

Kriz sonrasına geçişin anahtarı İstanbul'da
KRİZE Çözüm, Toparlanmaya Destek başlığını taşıyan İstanbul toplantısında şu konular ele alınacak: "Talep dengesinin yeniden kurulması, finans sisteminin sağlığına kavuşturulması, krizden çıkış stratejileri ve risklerin tespit edilmesi."

IMF'deki Türkçe sesler 30 kişilik koroya dönüştü
"IMF'DEKİ Türkçe sesler" başlığı altında kurumda çalışan 30 Türk personel de tanıtıldı.
Turgut Kışınbay Ekonomist: 2002'de IMF Para ve Sermaye Piyasaları Bölümü'ne katılan Kışınbay, ekonomi teorilerinin hayata nasıl uygulandığını görmekten memnun.
Meral Karasulu Bölüm Başkan Yardımcısı: Karasulu IMF'nin Güney Kore Daimi Temsilcisi olarak da görev yapıyor.
Ferhan Salman Ekonomist : Türkiye Merkez Bankası kökenli Salman bir yıl önce IMF Strateji, Politika ve Gözden Geçirme Bölümü'ne katıldı.

Kredi kartı borçlarına taksit!

Kredi kartlarında beklenen haber geldi. Basının karşısına geçen Ali Babacan önemli açıklamalarda bulunuyor. 31 Mayıs itibariyle temerrüte düşen kredi kartı borçları taksitle yeniden yapılandırılacak.
kaka

Altına altın kazandıran hesap

Altınlar iki türlüdür: Tembel altınlar ve çalışkan altınlar.

ku Tembel altınlar bankanın kasasında yan gelip yatar, değerimiz artsın diye bekleşip dururlar.

Çalışkan altınlar ise arı gibi çalışır, durdukları yerde çoğalırlar.
Altınlarını Kuveyt Türk’e yatıranlar hep kazançlı çıkarlar. Çünkü Kuveyt Türk’e yatırılan altınlar hiç tembellik etmez, durmadan çoğalırlar. Nasıl mı?

Altına Altın Hesabı’nda!

Bu hesaptaki altınlar reel sektörde değerlenir, hesap sahibi de yatırımdan elde edilen kârdan pay alır. Üstelik çalınma korkusu yaşamadan, hesap işletim masrafı ödemeden, işçilik kaybı olmadan.

Kredi kartı faizleri yüksek

'Faiz ABD'den yüksek'



Kredi kartı faizlerine üst sınır getirilmesini öngören teklifle başlayan tartışmalara, MB Başkanı Durmuş Yılmaz da katıldı. Faizlerin gelişmekte olan ülkelerde yüksek olduğunu söyleyen Yılmaz, "ABD'de kredi kartları faizi tüketici faizinin 1.7 katı, bizde 3 katı" dedi.

***

ABD'de kart faizi tüketici kredisinin 1.7 katı, bizde 3

Kredi kartı faizlerine üst sınır getirilmesine ilişkin yasa teklifi üzerindeki tartışmalar sürüyor. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, gelişmekte olan ülkelerde kredi kartı faizlerinin yüksek olduğuna dikkat çekerek, "ABD'de kredi kartları faizi, tüketici kredi faizinin 1.7 katı. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran 2.5 kat, bizde ise 3 kat" dedi. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine brifing veren Yılmaz, bir soruüzerine, kredi kartları ile ilgilidüzenlemenin henüz kendilerine gelmediğini belirterek, Meclis görüşmeleri sırasında görüşlerini açıklayacaklarını söyledi.

BKM: TAKSİTLER AZALIR
Bu arada Bankalararası Kart Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kaplan, kartla ilgili düzenlemenin kabul edilmesinin bazı şeyleri değiştireceğini kaydederek, "Doğal akışında ben, taksitin, 8-12 taksitlerden belki 2-3 taksitlere inmesini, belli sektörlerde taksitin kalmamasını bekliyorum" dedi.

Takvim
 

Nokia'dan mobil kullanıcılara çevrimiçi iletişim

winn

Nokia'dan yeni bir ilk

Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, kullanıcılara Nokia cihazları için özel olarak tasarlanan Windows Live hizmetlerinin yeni sürümünü sunmak için çevrimiçi iletişimde ve topluluklarda dünya lideri Microsoft ile işbirliği yaptı. Bugün itibariyle on bir ülkede, uyumlu Nokia S60 cihazına sahip olan kullanıcılar Windows Live Hotmail, Windows Live Messenger, Windows Live Contacts ve Windows Live Spaces’e erişim olanağı sunan yeni sürümü yükleyebilecek. Uyumlu Nokia Series 40 cihazı satın alan kullanıcılar ise bu popüler Windows Live hizmetlerine gelecek yıl itibariyle erişebilecek.

Nokia ve Microsoft, mobil kullanıcılara çevrimiçi iletişim, bilgi ve ilgi alanları dünyasına kolaylıkla erişme olanağı sunarak “mobil yaşam tarzını” güçlendiriyor. Windows Live hizmetlerine, standart web hizmetleri protokollerinden yararlanan Nokia S60 ve Nokia Series 40 platformları üzerinden erişebilecek olan kullanıcılar, adres defteri, e-posta, messenger, telefon görüşmeleri, mesajlaşma, browsing, kamera ve galeri işlevleri arasında bütünleşik ve kusursuz geçiş olanağı bulacak.

Nokia yetkilileri bu işbirliği hakkında şunları ifade ediyor: “Sahip olduğumuz kapsamlı ve çevik dağıtım ağı sayesinde Windows Live hizmetlerinin gücünü, Nokia cihazları ile bir araya getirerek kullanıcılarımızın en fazla önem verdikleri çevrimiçi bilgilerini her yere yanlarında taşımalarına olanak veriyoruz.”

Microsoft yetkilileri de görüşlerini şöyle açıklıyor: “Windows Live hizmetlerine kişisel bilgisayarların yanı sıra Nokia cihazlar üzerinden de erişilebilmesi, kullanıcıların mobil yaşam deneyimlerini artırmaya verdiğimiz önceliğin bir göstergesidir. Nokia ile yaptığımız işbirliği sayesinde daha fazla sayıda kullanıcı, kendileri için önemli olan bilgi ve kişilere Windows Live hizmetleriyle her yerde kolaylıkla ulaşabilecek.”

Bu işbirliği, Nokia’nın Microsoft ile daha önce yapmış olduğu, Nokia Mobil Arama uygulamasını Microsoft’un Mobile Live Search hizmeti ile bir araya getiren işbirliğine dayanıyor. Nokia, arama deneyimlerini kullanıcılara daha fazla cihaz üzerinden sunmak amacıyla bu hizmetini, Series 40 platformunu da kapsayacak şekilde geliştirmeyi planlıyor.

Nokia N73, N76, N80 İnternet Sürümü, N93i ve N95 multimedya bilgisayarlarına sahip olan Nokia kullanıcıları, Windows Live hizmetlerine Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Hollanda, Norveç, İspanya, İngiltere, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde “Download!” uygulaması yoluyla ulaşabiliyorlar. Daha fazla bilgi almak isteyen kullanıcılar, http://www.nokia.com/windowslive adresinden kendi ülkelerinin bu hizmet kapsamında olup olmadığını öğrenebiliyorlar. Kullanıcılar, başlangıçta ücretsiz deneme sürümünden yararlanabilecek; daha sonra hizmetin devam edeceği seçilmiş pazarlarda kullanıcılardan aylık bir ücret talep edilebilecek.

Hükümet programına sert eleştiriler !

60hukCHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 60. Hükümet Programı’nın, bir seçim bildirgesi olduğunu, programda, geçmişte yapılanlara aşırı övgüden, gelecekte yapılacakların büyük ölçüde unutulduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, TBMM Genel Kurulunda 60. Hükümetin Programı üzerinde CHP grubunun görüşlerini dile getirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın okuduğu hükümet programının, gelecek 5 yılda nelerin öngörüldüğü, ülkenin nereye taşınmak istendiği, hangi sektörlere ağırlık verileceğinin açıklanmasını beklediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Ama bu bir hükümet programı olmaktan çok, bir seçim bildirgesi oldu. Biz öyle algıladık. Bu programda, geçmişte yapılanlara aşırı övgüden, gelecekte yapılacakların büyük ölçüde unutulduğunu gördük" diye konuştu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, hükümet programını okurken, "Hükümetimiz, medyanın bağımsızlığına önem vermektedir" dediğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Medyaya bu kadar önem veren bir Başbakan, nasıl olurda, bir köşe yazarına, yazısını beğenmedi diye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarmayı önerebilir?" diye sordu. Bir büyük gazetenin genel yayın yönetmeninin, "Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in açıklamalarını manşet yaptık ancak gazeteye müdahale edildi, manşet değiştirildi" şeklinde bir açıklaması olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Medya özgürlüğünden söz eden bir hükümetin, bunları yapmış olması, bunlar açıklandığı halde kamuoyuna karşı sessiz kalınması, bir tutarlılık işareti midir? Biz bunlara inanacak mıyız?" sorularını yöneltti. Kılıçdaroğlu, AB Uyum Raporu’nda, "Gazetecilerin, sendikalaşma ve toplu sözleşme konularında karşılaştıkları zorluklar sürmektedir" ifadesinin yer aldığına dikkati çekerek, medyanın özgür olması için, hiçbir medya patronunun kamu ihalelerine girmemesini, ulusal haber yapan gazetecilere, Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olması zorunluluğu getirilmesini önerdi. Kılıçdaroğlu, böylece gerçek anlamda özgür medyanın olacağını ifade ederek, "Sayın Başbakan, bunların sözünü verecek mi?" dedi.

"5 DOLARLIK TAHSİLAT YAPILDI MI?"

Hükümet programında yer alıp, Erdoğan’ın okumadığı bölümde, "Yargının görevi hukuki denetim yapmaktır. Bunun yerine, yerindelik denetimi yapılması, yargının siyasallaşması anlamına gelir. Yargı görevini yaparken, bağımsız olduğu kadar tarafsız da olmalıdır" ifadelerinin yer aldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Sayın Başbakan’a soruyorum: Hangi yargı yerindelik denetimini, hangi kararla yaptı, Dubai kuleleriyle mi yoksa Oferle mi ilgili yaptı?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, AB İlerleme Raporunda, "Yargının bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde işlemesine engel olan unsurlar, mevcudiyetini korumaktadır" denildiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gönül ister ki Sayın Başbakan şunları söylesin: Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) hiçbir bürokrat, siyasetçi girmeyecek, HSYK’nın ayrı sekretaryası ve bütçesi olacak, Adalat Bakanlığı müfettişleri, HSYK’ya bağlanacak. Yargıç kendi özgür güvencesine kavuşmuş olacak. Başbakan bunları söylerse, teşekkür ederiz."

"TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMDEN VERGİ ALINIRKEN..."

Kemal Kılıçdaroğlu, tüyü bitmemiş yetimden vergi alınırken, milyarlarca dolar faiz geliri elde edenlerin neden vergi vermediğini, bunun bir kapitülasyon olup olmadığını sordu.

Hükümet programında, ihracatın 97 milyar dolara çıktığının belirtildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, buna rağmen ithalatla ilgili bilgi verilmediğini öne sürdü.


DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, "Türkiye’nin bütünlüğünü tartışmaya açmadan, üniter devlet yapısı içinde, birlik, beraberlik ve kardeşliği esas alan bir anlayışla çözüm arıyoruz.

Yaşananların herkesin, hepimizin ortak acısı olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz" dedi. Türk, "Sayın Baykal’ın da Sayın Erdoğan’ın da geçmişte adını koydukları Kürt sorunundan söz ediyorum. Genelkurmay aslında askeri olarak yapılacak her şeyin zaten yapıldığını, asıl görevin siyasilerde olduğunu defalarca tekrarladı. Ancak siyaseten gösterilen yetmezlikler ve cesaretten uzak yaklaşımlar nedeniyle maalesef ki bu sorundan kaynaklı acı sonuçlar yüzünden halen yüreklerimiz yanıyor, içimiz acımaya devam ediyor. Yeni hükümet programında bu konuya hiç değinilmemiş, sorunun adını ne koyarsak koyalım sadece güvenlik penceresinden bakılmış olması, partimizin bir grupla Mecliste temsil ediliyor olmasının da yarattığı fırsatın görmezden gelinmesi büyük bir talihsizlik olur." dedi.

TBMM Genel Kurulunda görüşülen 60. Hükümet Programı üzerinde DTP Grubu adına söz alan Türk, 23. Dönem Parlamentosunun barışa, özgürlüklere, demokrasiye ve toplumsal refaha katkı sağlaması temennisinde bulundu.

Düşünce zenginliği yaratılmadan gelişme, değişim ve dönüşümün olmayacağını belirten Türk, "Farklılıkların, çeşitliliğin bir arada yaşayabileceği bir kültürü geliştirmek, sağlıklı bir demokrasi tesis etmenin koşuludur. Karşılıklı sevgi ve saygı içinde hoşgörü, tolerans ve empati duygularımızı geliştirmek zorundayız. Biz buna hazırız" diye konuştu.

Sivil bir Anayasa yapma sözünün tutulmadığını, demokratik hak ve özgürlüklerin sınırının genişletilmediğine dikkati çeken Türk, "60.

Hükümet Programında, AKP’nin 58 ve 59. hükümetlerin programına kıyasla, özellikle demokratikleşme ve sosyal politikalar alanındaki tespit, öngörü ve taahhütlerinden geri dönüş yaptığı görülmektedir. AKP Hükümeti, 60. Hükümet Programında iddia ettiği gibi ülkeyi kalkışa geçirmek yerine; yerinde saydırmaya adaydır. Renksiz, heyecansız, iddiasız, ülkenin temel sorunlarını görmezden gelen bu program ile ülkenin yönetilmesi kabul edilemez" diye konuştu.

"ÖZGÜRLÜKLERE DEĞİNİLME GEREĞİ DUYULMAMIŞ"-

Programda, başta TCK’nın 301. maddesi olmak üzere çeşitli yasalardaki düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen maddelerin değiştirilmesine yönelik somut hiçbir öneri bulunmadığını iddia eden Türk, şöyle devam etti:

"Sorunlarımızı demokratik usuller çerçevesinde konuşarak çözmeyi beceremeyeceksek, farklı düşüncelere tahammülsüzlüğü yasal güvencelere bağlamayacaksak demokrasi adına diğer konuları konuşmanın zaten hiçbir anlamı kalmayacaktır. Hiçbir vatandaşın dini inançlarından ya da felsefik görüşlerinden dolayı ayrımcılığa tabi tutulmadığı, horlanmadığı bir sistemi yaratmaya dönük anlayış, Hükümet Programında somut ifadelerle tarif edilmemiştir. İnançları gereği başörtüsü takan vatandaşlarımızın karşılaştığı insan hakları ihlallerinden tutalım da Alevi yurttaşlarımızın ya da gayrimüslim yurttaşlarımızın inanç özgürlüklerinin nasıl garanti altına alınacağına değinilme gereği dahi duyulmamıştır."

"ADALETE AYRILAN BÜTÇE ARTIRILMALIDIR"

DTP’li Türk, F tipi cezaevleri başta olmak üzere cezaevlerinde tecrit ve izolasyon uygulamalarının halen devam ettiğini ileri sürerek, "Cezaevlerinde isyanların yaşanmıyor olması, sorunların bittiği anlamına gelmez" dedi.

Bağımsız yargı için yeni adliye binalarının gerekliliğine dikkati çeken Türk, araç ve gereçlerin, teknolojik olanakların sağlanmasının yanı sıra bağımsız yargının vazgeçilmez koşulu olan "yargıç teminatını" ve "bağımsızlığını" sağlamanın gerektiğine dikkati çekti.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun demokratik bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Türk, adalete ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini, eksik yargıç ve savcı kadrolarının tamamlanması, ihtiyaca göre yeni personel alınarak adliyelerin iş yükünün azaltılması gerektiğini söyledi.

"HERKESİN BİR ROLÜ VARDIR"-

Ahmet Türk, etnisiteye dayalı siyasetin halklar için getirdiği felaketi çok iyi anladıklarını; Kafkaslar’da, Ortadoğu’da yaşananların kendilerini cesurca düşünmeye sevk ettiğini söyledi.

Türk, şöyle devam etti:

"Irak’ta etnik kökeni aynı olan Sünni ve Şii Araplar arasında yüzyıla yayılan kan davasını, bugün Türkler ve Kürtler arasında etnik milliyetçiliği tahrik ederek, ayrımcılık uygulayarak, provokasyonlar yaratarak, bir çatışmaya dönüştürmek isteyen tehlikeli yaklaşımlar karşısında Meclisimiz tek vücut olmak zorundadır. Bu nedenle Irak’a yönelik dış politikamızda barış dilini geliştirmeliyiz. Ötekileştirici, düşmanlaştırıcı, yabancılaştırıcı tüm söylemler terk edilmeli, siyasetin dili şiddete yol açan ayrımcılıktan ve ırka dayalı milliyetçilikten arındırılmalıdır.

Çağdaş dünyada olduğu gibi çok kültürlü ve çok dilli bir toplumu bir arada tutabilecek yegane güvence anayasal demokratik vatandaşlıktır.

Egemenliği yeniden üreten alt-üst kimlik yaklaşımlarıyla etnik, dilsel ve dinsel vurgularla değil, özgür-eşit vatandaşlıkla tarif edilmiş, kurucu ve düzenleyici rolünün ortak etnik kimliğe değil, farklılıklara verildiği bir anayasanın oluşturulması önemli bir adım olacaktır."

"YAŞANANLAR, HEPİMİZİN ORTAK ACISI..."

Farklılıklar zenginlik olarak kabul edildiğinde, bunun yaşamda karşılığının bulunması gerektiğini, aksi halde demagoji ve yanıltmadan öte bir söylem olmayacağına ifade eden Türk, şöyle konuştu:

"Adını ne koyarsak koyalım, hepimizi ilgilendiren önemli bir sorunumuz var. Sayın Baykal’ın da Sayın Erdoğan’ın da geçmişte adını koydukları Kürt sorunundan söz ediyorum. Genelkurmay aslında askeri olarak yapılacak her şeyin zaten yapıldığını, asıl görevin siyasilerde olduğunu defalarca tekrarladı. Ancak siyaseten gösterilen yetmezlikler ve cesaretten uzak yaklaşımlar nedeniyle maalesef ki bu sorundan kaynaklı acı sonuçlar yüzünden halen yüreklerimiz yanıyor, içimiz acımaya devam ediyor. Yeni hükümet programında bu konuya hiç değinilmemiş, sorunun adını ne koyarsak koyalım sadece güvenlik penceresinden bakılmış olması, partimizin bir grupla Mecliste temsil ediliyor olmasının da yarattığı fırsatın görmezden gelinmesi büyük bir talihsizlik olur.

Türkiye’nin bütünlüğünü tartışmaya açmadan, üniter devlet yapısı içinde, birlik, beraberlik ve kardeşliği esas alan bir anlayışla çözüm arıyoruz.

Yaşananların herkesin, hepimizin ortak acısı olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Ancak Hükümet, Doğu ve Güneydoğu’dan aldığı emanet oyların ne anlama geldiğini idrak edememiş gibi görünüyor, en azından mevcut Hükümet Programından bu açıkça anlaşılmaktadır."